Site içeriğinin kopyalanması engellenmiştir. Site içeriği telif hakkına sahip olabilir.  

LEKE TEDAVİLERİ

Leke pigmantasyon bozukluğudur.

LEKE: Hipermelanoz denilen bir pigmentasyon bozukluğudur.

Trozinaz↓ —–> FENİLALANİN —–>TROZİN ——>DOPA —–>MELANİN (LEKE)

Normal deri rengi dört biyolojik maddenin karışımından oluşur. Bunlar:

  • Melanin (kahverengi)
  • Oksihemoglobin (kırmızı)
  • İndirgenmiş hemoglobin (mavi)
  • Karotenoidler (sarı) gıdalarla dışarıdan alınır.

Deri rengini asıl belirleyen melanindir. Melanin, melanosit adı verilen özel epiderm hücreleri tarafından sentezlenir ve dağıtılır. Melaninin derideki miktarı ve dağılımı insan derisinin üç ana renginin (siyah, esmer ve beyaz) esasını oluşturur.

Bu üç temel deri rengi genetik olarak belirlenir ve yapısal melanin pigmentasyonu olarak adlandırılır.

Normal temel deri rengi ultraviyole ışınım veya hipofiz hormonlarının etkisinde kalarak koyulaşabilir. Buna uyarılabilir melanin pigmentasyonu adı verilir. Deride melanin artışı hipermelanoz diye bilinen duruma neden olur. Bu durumun iki nedeni vardır.

  1. Melanosit artışı: Melanin üretiminde artışa neden olur (lentigo buna bir örnektir).
  2. Melanosit sayısında artış yok, sadece melanin üretiminde artış var (melasma buna bir örnektir)

Melanin sentezi ya da melanogenez, ultraviyole ışınlarına karşı organizmanın verdiği koruyucu yanıttır. Uzun süre maruz kalma durumunda bir bronzlaşma yaratır. Ancak yaşlanma ve bazı faktörler (Genetik, Hormonal değişim, Gebelik, İlaçlar, Ultraviyole..) lekelenmeye neden olabilir.

Lekelenme şu şekillerde olur

  • MELASMA: Simetrik bir şekilde alında, yanaklarda, çenede ve üst dudaklarda oluşan pigmentasyonda artış.
  • KLOASMA: Gebelik maskesi
  • AKTİNİK LENTİGO: Çoğunlukla yüz, eller ve boyunda ortaya çıkan güneş nedeniyle oluşan lekeler
  • SENİL LENTİGO: Yaşlanma lekeleri
  • EFELİD (Çillenme)
  • POSTENFLAMATUAR HİPERPİGMENTASYON: Travmaya bağlı lekelenme (sıkılmış akne izleri gibi)
  • FİTOFOTODERMATİT (BERLOQUE DERMATİTİ):
  • İLAÇLARA BAĞLI PİGMENTASYON

1- MELASMA:

Melasma  (Yunanca ‘’siyah bir benek’’) güneşe maruz kalma sonucu oluşan, açık alanlarda, özellikle yüzde ortaya çıkan sonradan oluşan açık veya koyu kahverengi pigmentasyondur.

Gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı ve muhtemelen difenil hidantoin gibi belli ilaçların alımı ile ilişkili olabilir veya idiopatik (sebebi bilinmeyen) olabilir.

2- KLOASMA: 

(Yunancada yeşil bir benek), gebelik maskesi gibi isimlerle de bilinir.

Daha sıklıkla genç erişkinlerde görülür. Kadınlarda daha yaygındır. Hastaların yaklaşık %10’u erkektir.

Melazma yapı olarak deri rengi esmer veya siyah olanlarda daha belirgindir. Özellikle yapısal deri rengi esmer olup kontraseptif ilaç kullananlarda ve güneşli bölgelerde yaşayanlarda ortaya çıkar. Gebelik melazmaya neden olur. Son zamanlarda osteoporozu önlemek için hormon ilacı kullanan kadınlarda görülmektedir. Difenilhidantoin kullanan hastalarda da güneşe maruz kalınması durumunda görülebilir.

Sebebi tam olarak bilinmemektedir.

Pigmentasyon (leke) özellikle güneş ışığına maruz kalındıktan sonra, haftalar içinde çok hızlı gelişir.

Fizik Muayene Bulguları:

Deri Lezyonları: Renk tonu ve yoğunluğu büyük ölçüde hastanın deri fototipine bağlı lekelerdir. Açık kahve, koyu kahve, siyah renklerde olabilen genellikle tekdüze fakat beneklide olabilen deriden kabarık olmayan, simetrik olabilen, sınırları girintili çıkıntılı, düzensiz, coğrafik görünümlü olabilir. Üçte ikisi yüzün orta kısımlarında, yanaklar, alın, burun, üst dudak ve çene, daha küçük oranda yüzün yanak ve çene bölgelerinde, nadiren de ön kolların dorsal yüzünde yerleşir.

Tamamen kozmetik bir sorun olmakla birlikte lekeli görüntü oldukça rahatsız edicidir.

Melazma doğumdan sonraki veya hormon içerikli ilaçların bırakılmasından sonra tamamen kaybolabilir. Sonraki gebeliklerde tekrar ortaya çıkabilir veya çıkmayabilir.

Önlenmesi için hastanın her sabah titanyum dioksit ve/veya çinko oksit içeren opak bir güneşten koruyucu kullanması esastır. Güneşe yoğun kalma durumunda 3 saatte bir tazelemek, terleme halinde, havuza veya denize girip çıktıktan sonra tazelemek, havlu ile yüz kurulandıktan sonra tazelemek gereklidir.

3- LENTİGO:

Derinin epidermis tabakasında yerleşmiş güneşle tetiklenen melanosit hücrelerinin çoğalmasıdır. Özellikle açık tenli ve uzun süre güneşe maruz kalan kişilerin önemli bir kısmında çok sayıda lezyonlar (lekeler) şeklinde olur. En sık el sırtı, alın, göğüs V’ si, omuzlar ve sırt gibi güneş alan bölgelerde yerleşir. Genellikle deri seviyesinde bazen üzerinde hafif pullanma bulunan 0.5 – 1.5 cm çapında, yuvarlak veya oval, çevreye doğru yıldızsı uzantılar gösteren, düzensiz maküllerdir.

Rengi açık kahverengi ve ten rengi arasında değişir, bazen siyah ta olabilir. Herhangi bir belirtiye yol açmaz.

Genellikle 40 yaştan sonra, fakat güneşli iklimlerde yaşayanlarda 30 yaştan sonra görülür. Açık ten rengine sahip kişilerde daha sıklıkla ortaya çıkar. Akut güneş yanıklarından ve aşırı doz PUVA tedavisinden sonra ortaya çıkar.

Karışabildiği Durumlar:

Yüzde, güneşe maruz kalan yerlerde, sonradan ortaya çıkan kahverengi lezyonlar gelişigüzel muayenede birbirine benzer görünebilir fakat farklı özelliklere sahiptirler. Çillenme, seboreik keratoz, yaygın pigmente aktinik keratoz, lentigo maligma sıklıkla karışabildiği durumlardır.

Tedavi:

Kriyoterapi veya lazer en etkili tedavi yoludur.

4- EFELİD (Çillenme):

Başlıca güneş gören bölgelerde yerleşen 5-6 mm’lik düzensiz şekilli, kahverengi çok sayıda deri seviyesinde lezyonlar ile karakterizedir. Melanosit sayısında artış ya çok hafiftir veya hiç yoktur. Efelid kızıl saçlı veya açık ten rengi olanlarda daha sık görülür. Ailesel bir geçiş özelliği olabileceği bilinmelidir.

Genellikle 3 yaş civarında ortaya çıkan lezyonlar yaz mevsiminde güneşin etkisi ile belirginleşir. Burun, yanaklar, el sırtı, ön kol ve gövdenin üst kısmı en sık yerleştiği bölgelerdir.

5- POSTİNFLAMATUAR HİPERPİGMENTASYON:

Deri fototipi 4, 5 veya 6 olan hastalar için önemli bir leke problemidir. Bu pigmentasyon bozukluğu; akne, psöriasis (sedef), liken planus, atopik dermatit, kontak dermatitte veya deriye herhangi bir travmadan sonra gelişebilir. İyileşmesi haftalar ve aylar sürebilir. Lezyon karakteristik olarak daha önceki inflamasyon yerine sınırlıdır, sınırları belirsizdir. İlaç tedavisine iyi cevap verir. Bazı ilaçlara bağlı gelişen pigmentasyon ile beraber olabilir. Bu durumda tedaviye yanıt daha zor ve inatçıdır.

RİEHL MELANOZU: (Melanodermitis Toksika)

Yüz ve boynun retiküler, konfluan siyahtan kahverengi-mora değişen pigmentasyonudur. Kontakt duyarlılık veya kimyasal maddelere özellikle kozmetikler içindeki koku maddelerine bağlı fotokontakt duyarlılık sonucu oluşabilir.

6- FİTOFOTODERMATİT (BERLOQUE DERMATİTİ):

Fitifotodermatit (bitki+ışık dermatiti) eğlence ya da mesleki nedenle güneşe maruz kaldığı sırada belirli bitkilerle temas sonucu oluşan derideki inflamasyondur. İnflamatuar yanıt birçok bitki ailesindeki foto duyarlılaştırıcı kimyasallara karşı fototoksik reaksiyondur.

Oldukça yaygındır. Genellikle bahar ve yaz aylarında ve her yaşta oluşabilir. Tüm deri fototiplerinde oluşabilir.

Bazı meslek gruplarında daha sık görülür. Açık hava barlarında güneşe maruz kalan barmenlerde (limon suyuna bağlı), kereviz toplayanlarda, havuç işleyenlerde, bahçıvanlarda daha sıktır.

Hastanın belirli bitkilerle (miskat limonu, limon, yabani maydanoz, kereviz, incir, tavşancıl otu, yeşil havuç, yabani havuç) temas öyküsü vardır. Bergamut içeren parfümleri kullanan kadınlarda, özellikle boyun yan taraflarında olmak üzere, parfüm uygulanan yerlerde çizgisel pigmentasyonlar gelişir. Çayır otu bulunan plajlarda yürüyen ve çimenlerde oynayan çocuklarda bacaklarda berloque dermatiti gelişir.

Acı ve kaşıntı ile beraber eritem. Ödem, vezikül ve bül ile birlikte tuhaf çizgilenmeler görülür. Temas alanının dağıldığı alanlar özellikle kollar, bacaklar ve yüzdür. Tedaviye iyi yanıt verir.

7- İLACA BAĞLI PİGMENTASYON (LEKE):Hiperpigmentasyona neden olan ilaçlar;

  • Amiadaron
  • Klorokin, hidroksiklorokin, kinakrin, kinin
  • Minosiklin, klofazimin, zidovudin
  • Hidantoin
  • Bleomisin, siklofosfamid, doksorubisin, daunorubisin, busulfan, 5-fluorourasil, daktinomisin
  • Gümüş, altın, civa
  • Adrenokortikotropik hormon (ACTH), östrojen/progesteron
  • Klorpromazin

İlaçlarının genellikle uzun süreli kullanımlarını takip eden pigmentasyonlar (lekeler) oluşur. Bu durum hastalarda önemli kozmetik kaygılar yaratır. İlaç kullanımlarının bırakılmasının ardından gerilemekle birlikte alternatif tedavi seçenekleri denenebilir.

  1. Lazer terapi: Thulium lazer, Nd YAG lazer, Q-Switch lazer, Alexandrite diot lazer, IPL lazer, Plexr lazer
  2. Mezoterapi: Hyalüronik asit, glutatyon, glukronik asit, c vit…
  3. PRP, GRP
  4. LED
  5. Kimyasal peeling
  6. Kozmetik dermatoloji:
  7. Leke kremleri: Hidrokinon, C vitamini, arbutin, kojik asit, glikolik asit, glutatyon,retinol.. içeren kremler kullanılır.

Leke tedavisinde yapılan işlemler ve kullanılan ilaçlar; pigment sentezinin kontrol altına alınmasını ya da pigmentin yok edilmesini hedefler. Aynı zamanda cilt hasarının onarımı yapılır. Leke tedavilerinde pigmentler yok edilirken cildin nemi ve yağı en çok gözetilmesi gereken konulardır.

Sample Content

Sample Content

[/wc_accordion_section] [/wc_accordion]

 

 

 

 

 

 

 

 

 

LEKE TEDAVİSİNDE KULLANILAN İŞLEMLER

1 🙂 Lazerle Leke Tedavileri:

Melanin yani derinin renk maddesi  250-1200 nm aralığındaki dalga boylarını absorbe eder. Kısa dalga boyları (532 nm, 595nm) melanin tarafından daha iyi absorbe olur, ancak cildin derinlerine inemez. Uzun dalga boylarının (1064 nm) melanin tarafından absorbsiyonu zayıftır, ancak cildin alt tabakalarına ulaşabilir. Bu nedenle yüzeyel kahverengi lekelerde kısa dalga boyları, derin kahverengi lekelerde uzun dalga boyları tercih edilmelidir.

Lazerle leke tedavilerinin etkinliği lekenin cinsine göre değişmektedir. Bir takım lekelerde lazerle tedavi çok etkili olurken, bazı lekelerde lazer tedavilerinin başarısı düşüktür.

Kahverengi lekelerde kullanılan  başlıca lazerler şunlardır..

– IPL (500 – 1200nm)

– Q-switched KTP lazer (532 nm)

– Long pulsed KTP lazer (532 nm)

– Long-pulsed dye laser (595 nm)

– Q-switched ruby lazer (694 nm)

– Q-switched alexandirite lazer (755 nm)

– Long pulsed alexandrite lazer (755 nm)

– Q-switched Nd:YAG lazer (1064 nm)

– Erbium lazer ( 2940 nm)

– Fraksiyonel lazerler  (1550nm, 10600 nm, 2940 nm)

– CO2 lazer (10600 nm)

 

 

Lazerle leke tedavisi yapılmaması gereken hastalar:

 

–       Keloid öyküsü

–        Herpes infeksiyonu veya öyküsü

–        Aktif infeksiyon

–        Bronz ten

–        Fotodermatoz öyküsü

–        Fotosensitif ilaç alımı

–        Demir preparatı kullanım öyküsü

–        Antikoagülan kullanımı

–        Hamilelik

–        Diabet

–        Beklentisi yüksek hastalar

 

Lazerle leke tedavisinde nelere dikkat edilmelidir?

 

Tüm leke tedavilerinde  koyu ten rengine sahip hastalarda dikkatli olunmalıdır. Koyu ten renkli hastalarda, tedavi sonrası yan etki ortaya çıkma olasılığı yüksektir.  Ayrıca lazerle leke tedavileri kış döneminde yapılması tedavi başarısını yükseltir. Lazerle işlem sonrası İşlem sonrası bölgeye antibakteriyel ve epitelizan pomadlar uygulanır. Koruyucu örtü ile yüzey kapatılır. Tüm leke tedavilerinde tedavi öncesinde ve sonrasında 3 ay süre ile  yüksek koruma faktörlü güneşten koruyucular kullanılmalıdır. Şu unutulmamalıdır…leke kolay rebaund etki (tekrar etkisi) gösteren bir durumdur..mutlaka iyi korunması gerekir.

 

 

2 🙂 Leke Tedavisinde Mezoterapi

 

Mezoterapi

 

Mezoterapi problemli bölgeye, uygun ilacın az ve sık dozlarda cilt yoluyla enjeksiyon şeklinde uygulanması yöntemidir. Artık mezoterapi IMRF gibi yeni teknolojilerle iğne batırmadan da yapılabilmektedir. İlacın yalnızca problemli bölgeye verilmesi etkinliği arttırırken yan etkileri de en aza indirgemektedir.

 

Leke tedavisinde mezoterapi; leke açıcı bazı maddelerin cilt içine 4-6 mm derinliğine verilmesi yoluyla tedavi eder. Üzerine leke tedavisi devam ürünleri kullanılır. Leke tedavisinde mezoterapi direkt olarak melanin sentezini hedef aldığından tedavi seanslar halinde planlanır. Gözaltı ve gözkapağı morluklarında da mezoterapi 5-6 seansta 2 yıl süren düzelme sağlar.

 

  1. Mezoterapi kaç yıldır uygulanan bir yöntemdir?

 

Mezoterapi yöntemi Fransa’da 1952 yılında Dr.Pistor tarafından geliştirilmiş ve 50 yıldan fazla süredir Avrupa’da uygulanmaktadır. Yalnızca Fransa’da 15.000 hekim mezoterapi uygulamaktadır. Dr. Pistor mezoterapiyi az miktardaki ilacın problemli bölgelere direkt olarak verilmesi şeklinde tanımlamıştır. İlacın yalnızca problemli bölgeye verilmesi etkinliği arttırırken yan etkileri de en aza indirgemektedir.

 

  1. Herkese mezoterapi uygulanabilir mi?

 

18-80 yaş arası sağlıklı tüm yetişkinlere mezoterapi uygulanabilir. Leke tedavileri, cilt gençleştirme, saç dökülmeleri, sellülit ve lokal yağlanma mezoterapinin başlıca kullanım alanlarıdır. Mezoterapi aynı zamanda spor yaralanmalarında ve ağrı tedavisinde de kullanılır. Her soruna özel mezoterapi ilacı farklıdır. Bazen farklı mezoterapik solüsyonlar farklı dozajlarda kombine edilerek kullanılabilir.

 

Leke tedavisinde mezoterapi hem melanin sentezini baskılamak hem de varolan pigmentasyonu açmak suretiyle çifte etki eder. Ayrıca Hyalüronik asit ile nem terapisi sağlanıp cildin kuruması engellendiği için lekeyi oluşturan ortam ortadan kaldırılır.

 

Diabet ve hemofili hastaları iğneli mezoterapiye uygun değildir; bu kişilere iğnesiz mezoterapi (IMRF) uygulanabilir.

 

  1. Tedaviden önce neye dikkat edilmelidir?

 

Leke tedavisinde olan her hasta cildini nemlendirmeli, kuru bırakmamalı, bol su içmeli ve yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanmalıdır.

 

  1. Tedaviden sonra nelere dikkat edilmelidir?

 

Lekenin lazerle tedavisinden sonra hemen sonra günlük aktivitelere dönülebilir. Ancak özel leke maskesi yapıldığında kişi evine bu maske ile gider. Maske yüze iyice yedirildiğinden evde işlerini görebilir. 10 saat yüzde kaldıktan sonra yıkanır. Tüm tedavilerden sonra en az 10 saat tedavi edilen alana su değmemelidir. Leke tedavisinde olan her hasta cildini nemlendirmeli, kuru bırakmamalı, bol su içmeli ve yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanmalıdır.

 

  1. Mezoterapi sonuçlarını ne zaman görebilirim?

 

Tedavi sonuçları uygulanan bölgeye ve problemin yaygınlığına göre değişir. İlk seanstan itibaren değişim başlar. Leke tedavisi seanslar halinde yapılan bir tedavidir. Gözaltı morluklarındaki değişim daha hızlı ve belirgindir. Özellikle IMRF cihazıyla yapılan iğnesiz mezoterapi uygulamalarında lekenin silgiyle siliniyormuş gibi azaldığı izlenir.

 

  1. Tedavi etkinliği ne kadar  süre devam eder?

 

Melanin sentezi bir kez bozulduğunda cilt bunu unutmaz. Bu nedenle leke tedavisi gören her hastanın cildinin çok iyi nemlendirilmesi ve güneş koruyucu kullanması gerekir. Su içiminin iyi ve düzenli olması önerilir.  Leke tedavi edilebilir bir kozmetik sorundur ancak cildin çok iyi korunması gerekir.

 

  1. Tedavi esnasında acı duyacak mıyım?

 

Hastaların büyük çoğunluğu ağrı ya da acıdan şikayetçi olmazlar. Kullanılan iğnenin çapı çok incedir (yaklaşık bir saç teli kalınlığında) uzunluğu ise 4-6 mm kadardır. Bu sebeple işlem sırasında ağrı pek ortaya çıkmaz. Rahatsızlık hisseden hastalar ise işlemden 45 dakika önce bir anestezik krem kullanabilirler.

 

  1. Yan etkiler nelerdir?

 

Olası yan etkilerin çoğu hafif ve geçicidir. Hafif yanma, kaşıntı, morluk ve kızarıklık oluşabilir. Çoğu morluk bir hafta içinde geçer. Mezoterapinin minik şişlikleri ovuşturulmaz, kaşınmaz. İğnesiz mezoterapi uygulandığında bu sayılan yan etkiler neredeyse hiç görülmez.

 

  1. İşlem sonrası işe dönebilir miyim?

Mezoterapi intradermal yapılır ve bilinçli olarak mercimek büyüklüğünde şişlikler oluşturulur. Bu minik şişlikler mini “çipler” gibidirler. Yavaş salınım işlemin daha etkili ve güçlü oluşunu sağlar. Mezoteterapi şişlikleri hafif bir sıkıntı yaratsa da günlük yaşamınıza ve işinize geri dönebilirsiniz. İğnesiz mezoterapi uygulanımlarında kişi hemen işene dönebilir.

 

 

MEYVE ASİT KÜRLERİ daha parlak ciltler içindir.Cilt soyma terapileri cildi daha temiz parlak ve canlı tutan 4′ lü meyve asit kürleridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir